Tags

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Bu Blogda Ara

Blog Listem

Translate

Facebook

Climb the mountains

BTemplates.com

Blogroll

About

Most Popular

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Blogroll

About

Menu

Random Post

Pages - Menu

11 Ocak 2026 Pazar

Adıyaman


10 Ocak 2026 Cumartesi

Edirne



Edirne denince akla gelen ilk durak, hiç kuşkusuz Mimar Sinan’ın "ustalık eserim" dediği Selimiye Camii oluyor. Fotoğraflarda göğe yükselen o muazzam minareleri ve devasa kubbeyi izlerken, insan dehasının taşla nasıl şiir yazdığına bir kez daha tanık oluyoruz. Selimiye, sadece bir ibadethane değil, Edirne’nin her köşesinden selam veren mağrur bir silüet.

Meriç ve Tunca’nın serin suları üzerine kurulmuş o tarihi köprüler... Sadece iki yakayı değil, geçmiş ile bugünün de birbirine bağlandığını hatırlatıyor. Köprülerin üzerinden batan güneşin yansıması, Edirne’nin neden sanatçılar ve fotoğraf tutkunları için vazgeçilmez bir durak olduğunu kanıtlar nitelikte.

Edirne’nin eski çarşıları, Arasta, bedestenler ve kaleiçi sokakları... Her bir fotoğraf karesi, bu şehrin ne kadar çok hikâye biriktirdiğini anlatıyor. Siyah-beyazdan renkliye uzanan bu görsel yolculukta, esnafın selamını, taze ciğerin kokusunu ve o meşhur Edirne konaklarının ahşap dokusunu hissetmemek elde değil.

Edirne; Balkanlar’a açılan kapı, tarihin en zarif sayfalarından biri ve estetiğin başkentidir. Bu karelere bakmak, bizlere sadece bir şehri değil, o şehrin dokusuna işlenmiş kültürel mirası da yeniden keşfetme fırsatı sunuyor.

Eski Diyarbakır Fotoğrafları



Eski Diyarbakır Fotoğraflarında Bir Yolculuk

Diyarbakır, sadece taşlardan ibaret bir şehir değildir; her bir taşı bir hikâye fısıldayan, binlerce yıllık bir hafızadır. Bugün modernleşen çehresiyle bizi karşılasa da, siyah-beyaz karelerin içine sızdığımızda karşımıza bambaşka bir dünya çıkar.

Bir fotoğrafa bakarsınız; devasa bazalt taşlarından örülmüş o görkemli surların önünde, başlarında puşileriyle yürüyen insanları görürsünüz. O zamanlar teknoloji bu kadar hayatımızın içinde değilken, samimiyet sokakların her köşesindeydi. Surların heybeti, o günün insanının vakarıyla birleşir, ortaya bugün bile hayranlıkla izlediğimiz bir tablo çıkardı.

9 Ocak 2026 Cuma

Kuzulu-Suşehri-Koyulhisar (Sivas)


Hava soğuk; kıştan kalan karların erimesi ve yoğun yağışlar, bastığınız toprağı bir sünger gibi doyurmuş. Zeminin altında, Kretase döneminden kalma volkanik andezitler ve tüfler, suyun etkisiyle mukavemetini yitirmiş durumda. Toprak artık sadece toprak değil; "sıvılaşmış ve akmaya hazır" bir kütle.

8 Ocak 2026 Perşembe

Gündüzbey-Malatya


Beydağı ile Karataş dağlarının o heybetli kucağına sığınmış bir huzur limanıdır Gündüzbey (Kündübey). Yeşilyurt’un bu eski kasabası, toprağın içinden gürül gürül fışkıran Pınarbaşı suyuyla sadece bir yerleşimi değil, koca bir şehri hayata bağlar. Buraya vardığınızda sizi karşılayan şey, sadece ağaçların gölgesi değil; Malatya’nın tüm bereketini damarlarında taşıyan Derme Suyu’nun o hiç kesilmeyen, insana ferahlık veren serinliğidir. Yol boyunca size eşlik eden devasa çınarlar ve kiraz bahçeleri, coğrafyanın insanın ruhuna sunduğu en zarif ikramdır.

Harput'tan Elazığ'a



Sırtınızı Harput Kalesi’nin bin yıllık taşlarına yasladığınızda,  rüzgâr size yukarı mahallelerin terk edilmiş avlularından hikâyeler anlatır. Harput, savunma ihtiyacının ve stratejik konumun bir sonucu olarak o sarp kayalıkların üzerine, doğal çevrenin sunduğu tüm zorluklara ve imkânlara göğüs gererek kurulmuştur. Bu kadim yerleşmenin kaderini belirleyen en temel unsur, sarp topografyanın sunduğu güvenlik ama aynı zamanda tarım ve genişleme alanlarının kısıtlılığı olmuştur. Kayaların arasına sıkışmış bu hayat, asırlar boyu kendine özgü bir mimari ve kültür dokusu örmüştür.